Seneler evvel minibüste tanışıp, resim çizmeye gittiğim insan Yeşilköy’den taşınıyor. Yılda bir kere sesini duyarım ama bu bile bana hüzün veriyor.

Sanırım benim de gitme zamanım yakın.

(Kaynak: youtube.com)

Neither Here Nor There / Chris Mars

Neither Here Nor There / Chris Mars

Karaköy’deki plakçıdan bahsetmiştim di mi?
Bugün 30 tl ye aldığım orjinal Grateful Dead- Aoxomoxoa albümünü söyleyim de keyifleneyim dedim. 

soldan 5, sağdan 2 kafam.

en sevdiğim sahnelerinden

(Kaynak: youtube.com)

Sixto Rodriguez - Hate Street Dialogue

Güney Amerika seyahatime 4,5 ay kaldı ve çok uzunmuş gibi gelse de, hızlı geçeceğini hissediyorum.
İçim o kadar umut dolu ki, göreceklerim, tanışacaklarım, yaşayacaklarım konusunda. Anlığıma yazdıklarımı gören biri, anlayabilir ne kadar umutlu olduğumu.
Bu şehirdeki insanlardan kaçma fikri, oranın müziklerini, yemeklerini, insanlarını, kitaplarını, evlerini görme fikri beni iyileştiriyor.
..
Yolculuk güzergahı belirlemek çok zor bi iş. Araştırmacı kimliğimi tamamen ortaya döktüm bunun için. Kafamda büyük bi kısmı oluşsa da, kesin köşede kalmış farklı şehirler keşfedicem ve plana dahil etmek için zaman yaratmaya çalışıcam. Kafayı yemediğim tek şey bu olabilir, çünkü sabırsız insanın en önde bayrak taşıyanıyımdır. 

Diğer bi önemli konu da, değer verdiğim insanlara yapacağım hediyeler. Of bu çok kafa yoran bişey, çünkü özel olmasını istiyorum. Bunun için bi fikrim var şu an buraya yazamayacağım, herkesin karakteriyle alakalı subjeler kullanacağımı söyleyip geçebilirim.

Onu bunu geçin de, hayatınızda ciddi engelleriniz yoksa ve böyle bişey yapmayı planlıyorsanız vakit bu vakittir. Gerçekten teşvik edecek bişey aramayın. Para mı mesele? Ben ailemden para almadan gidecek bi insanım, sadece uçak biletlerimi annem sponsorluğunda karşılıcam. Para en son düşüneceğiniz konu olsun.
Bi sektöre, şirkete, devlete hizmet etmek pek vazgeçilmeyecek şeyler değil. Ailenizin bir evi var ve size muhtaç değillerse şanslısınız ki bunu yapmanız için vicdanen bi engeliniz kalmıyor. Şimdilik bir tane hayatımız var gibi gözüküyor ve o bir taneyi aptallıklarımızla doldurmamalıyız.
“Güzel diyorsun ama, … ” demeyin. Hayatta neredeyse her şeyimle tek başıma uğraşmış bi insanım, ‘ama’lı cümleler kurmak artık bana zayıflık olarak geliyor. Siz de kullanmayın, oturup araştırın.

Hayatta sizi en çok ne mutlu ediyor onu bulun ve üzerine yürüyün!

(Yukarıda paylaştığım parça, çok sevdiğim Rodriguez’in. Yapacağım kısa filmlerde kullanmayı düşünüyorum. Öneriniz olursa yollayın buradan)

Wordpressle haşır neşir olma aşamasındayım, sitemi tamamlayınca bütün hazırlıklarımı oradan paylaşmaya başlıcam. Sorunuz olursa bana yazın, severek yardımcı olurum.

(Kaynak: youtube.com)

insanlar gerçekten aşık oluyor mu?ben aşkı bilmiyorum, sen aşkı bilmiyorsun.hayat bitiyor. güzel anılar yaşandığıyla kalıyor.

insanlar gerçekten aşık oluyor mu?
ben aşkı bilmiyorum, sen aşkı bilmiyorsun.
hayat bitiyor. güzel anılar yaşandığıyla kalıyor.

kız sevgililerimden bi kuple

'Burgazada Progresif Rock Festivali'Hoş bi etkinlik olmuş. Ağaçlı Burgazada yollarında yürürken “hani müzik sesi, yaklaşmadık mı acaba” diye sorgularken pat diye karşınıza kızlı-erkekli gruplar çıkınca geldiğinizi anlıyorsunuz. Ufacık kolonlarla samimi bi sahne oluşturmuşlar. Çay bahçesi kıvamında bi alan ama iyi ki de öyle bi yer seçilmiş, benim hoşuma gitti. Zaten saat 10’da gittiğimiz için 2-2.5 saat dinleyebildik ama maksat müzik de değildi. Sahneye “abi bişey denicem” diye çıksan, “gel kardeşim birlikte deneyelim” diyecek kıvamda müzisyenler vardı. Tabi ben türk gruplar nasıl progresif rock yapıyor diye merak ediyordum, pek de yapmıyormuşuz. Arada bağlama ve klavye ile denemeler olmadı değil, o da hoştu. Ah şu an hatırladım, Dide ile kadınlar tuvaleti sırasına girmeyip erkekler tuvaletine çiş yapmaya gittiğimizde içerisinin boş olduğunu sanıp kapıyı açınca çömelmiş bi arkadaşla göz göze geldik. Çok utanç vericiydi, hayır gülerek hatırlıyorum o anı ama çocuk çok utandı, üzüldüm. Sonuçta tuvaletini yapıyor, doğal ihtiyaç. İşte bunlar hep Adem ile Havva’nın bok yemesi. Yememeliydiniz şu lanet meyveyi de, biz de çıplaklığımızın farkına varıp üzerimizi örtme ihtiyacı hissetmeseydik. -çocuğun hiç bi yerini de görmedim ona rağmen çok utandı :( - Ha bir de şu Atlantisten Gelen Adam’ı burada da gördük. 5 yıldır görüyorum, gıdım yaşlanmıyor piç.
Neyse konudan çok sapmakla beraber, bu akşam devam ediyor festival. Bence bi uğrayın, adanın daha az nemli havası bile iyi gelir eminim. Gece son vapur 2’de.

'Burgazada Progresif Rock Festivali'

Hoş bi etkinlik olmuş. Ağaçlı Burgazada yollarında yürürken “hani müzik sesi, yaklaşmadık mı acaba” diye sorgularken pat diye karşınıza kızlı-erkekli gruplar çıkınca geldiğinizi anlıyorsunuz. Ufacık kolonlarla samimi bi sahne oluşturmuşlar. Çay bahçesi kıvamında bi alan ama iyi ki de öyle bi yer seçilmiş, benim hoşuma gitti. Zaten saat 10’da gittiğimiz için 2-2.5 saat dinleyebildik ama maksat müzik de değildi. Sahneye “abi bişey denicem” diye çıksan, “gel kardeşim birlikte deneyelim” diyecek kıvamda müzisyenler vardı. Tabi ben türk gruplar nasıl progresif rock yapıyor diye merak ediyordum, pek de yapmıyormuşuz. Arada bağlama ve klavye ile denemeler olmadı değil, o da hoştu. 
Ah şu an hatırladım, Dide ile kadınlar tuvaleti sırasına girmeyip erkekler tuvaletine çiş yapmaya gittiğimizde içerisinin boş olduğunu sanıp kapıyı açınca çömelmiş bi arkadaşla göz göze geldik. Çok utanç vericiydi, hayır gülerek hatırlıyorum o anı ama çocuk çok utandı, üzüldüm. Sonuçta tuvaletini yapıyor, doğal ihtiyaç. İşte bunlar hep Adem ile Havva’nın bok yemesi. Yememeliydiniz şu lanet meyveyi de, biz de çıplaklığımızın farkına varıp üzerimizi örtme ihtiyacı hissetmeseydik. -çocuğun hiç bi yerini de görmedim ona rağmen çok utandı :( -
 
Ha bir de şu Atlantisten Gelen Adam’ı burada da gördük. 5 yıldır görüyorum, gıdım yaşlanmıyor piç.


Neyse konudan çok sapmakla beraber, bu akşam devam ediyor festival. Bence bi uğrayın, adanın daha az nemli havası bile iyi gelir eminim. Gece son vapur 2’de.

  

Kendinize küçük işkenceler yapın. Arada mutlu olun. Mutlu olmaya ihtiyacımız var.


Sonuçta” tambourines and elephants are playing in the band”

Edit: Dinle butonuna basmadan önce ufak uyarımı yapmıştım.

'Pulaski at Night' - Andrew Bird

rahatsızlık verici bir uyuşukluk halindeyim.

(Kaynak: youtube.com)