kız sevgililerimden bi kuple

'Burgazada Progresif Rock Festivali'Hoş bi etkinlik olmuş. Ağaçlı Burgazada yollarında yürürken “hani müzik sesi, yaklaşmadık mı acaba” diye sorgularken pat diye karşınıza kızlı-erkekli gruplar çıkınca geldiğinizi anlıyorsunuz. Ufacık kolonlarla samimi bi sahne oluşturmuşlar. Çay bahçesi kıvamında bi alan ama iyi ki de öyle bi yer seçilmiş, benim hoşuma gitti. Zaten saat 10’da gittiğimiz için 2-2.5 saat dinleyebildik ama maksat müzik de değildi. Sahneye “abi bişey denicem” diye çıksan, “gel kardeşim birlikte deneyelim” diyecek kıvamda müzisyenler vardı. Tabi ben türk gruplar nasıl progresif rock yapıyor diye merak ediyordum, pek de yapmıyormuşuz. Arada bağlama ve klavye ile denemeler olmadı değil, o da hoştu. Ah şu an hatırladım, Dide ile kadınlar tuvaleti sırasına girmeyip erkekler tuvaletine çiş yapmaya gittiğimizde içerisinin boş olduğunu sanıp kapıyı açınca çömelmiş bi arkadaşla göz göze geldik. Çok utanç vericiydi, hayır gülerek hatırlıyorum o anı ama çocuk çok utandı, üzüldüm. Sonuçta tuvaletini yapıyor, doğal ihtiyaç. İşte bunlar hep Adem ile Havva’nın bok yemesi. Yememeliydiniz şu lanet meyveyi de, biz de çıplaklığımızın farkına varıp üzerimizi örtme ihtiyacı hissetmeseydik. -çocuğun hiç bi yerini de görmedim ona rağmen çok utandı :( - Ha bir de şu Atlantisten Gelen Adam’ı burada da gördük. 5 yıldır görüyorum, gıdım yaşlanmıyor piç.
Neyse konudan çok sapmakla beraber, bu akşam devam ediyor festival. Bence bi uğrayın, adanın daha az nemli havası bile iyi gelir eminim. Gece son vapur 2’de.

'Burgazada Progresif Rock Festivali'

Hoş bi etkinlik olmuş. Ağaçlı Burgazada yollarında yürürken “hani müzik sesi, yaklaşmadık mı acaba” diye sorgularken pat diye karşınıza kızlı-erkekli gruplar çıkınca geldiğinizi anlıyorsunuz. Ufacık kolonlarla samimi bi sahne oluşturmuşlar. Çay bahçesi kıvamında bi alan ama iyi ki de öyle bi yer seçilmiş, benim hoşuma gitti. Zaten saat 10’da gittiğimiz için 2-2.5 saat dinleyebildik ama maksat müzik de değildi. Sahneye “abi bişey denicem” diye çıksan, “gel kardeşim birlikte deneyelim” diyecek kıvamda müzisyenler vardı. Tabi ben türk gruplar nasıl progresif rock yapıyor diye merak ediyordum, pek de yapmıyormuşuz. Arada bağlama ve klavye ile denemeler olmadı değil, o da hoştu. 
Ah şu an hatırladım, Dide ile kadınlar tuvaleti sırasına girmeyip erkekler tuvaletine çiş yapmaya gittiğimizde içerisinin boş olduğunu sanıp kapıyı açınca çömelmiş bi arkadaşla göz göze geldik. Çok utanç vericiydi, hayır gülerek hatırlıyorum o anı ama çocuk çok utandı, üzüldüm. Sonuçta tuvaletini yapıyor, doğal ihtiyaç. İşte bunlar hep Adem ile Havva’nın bok yemesi. Yememeliydiniz şu lanet meyveyi de, biz de çıplaklığımızın farkına varıp üzerimizi örtme ihtiyacı hissetmeseydik. -çocuğun hiç bi yerini de görmedim ona rağmen çok utandı :( -
 
Ha bir de şu Atlantisten Gelen Adam’ı burada da gördük. 5 yıldır görüyorum, gıdım yaşlanmıyor piç.


Neyse konudan çok sapmakla beraber, bu akşam devam ediyor festival. Bence bi uğrayın, adanın daha az nemli havası bile iyi gelir eminim. Gece son vapur 2’de.

  

Kendinize küçük işkenceler yapın. Arada mutlu olun. Mutlu olmaya ihtiyacımız var.


Sonuçta” tambourines and elephants are playing in the band”

Edit: Dinle butonuna basmadan önce ufak uyarımı yapmıştım.

'Pulaski at Night' - Andrew Bird

rahatsızlık verici bir uyuşukluk halindeyim.

(Kaynak: youtube.com)

If you don’t know where you’re going, any road’ll take you there.
— George Harrison

Anonim şöyle dedi: gitarist günleri için john fogertyden bahsedebilirsin

CCR’ı da koyarım hatta, aklımda olan isimlerdendi teşekkürler 

BULDUM İŞTE!

Come together - Robin Williams & Bobby McFerrin

Çocukluğum geçti onun filmleriyle. O yıllara dair film düşünecek olsam, çoğunda Robin Williams vardır. Anneannemle birlikte izlerdik ve çok keyifli zaman geçirirdik.
Bana böyle anılar kattığın için teşekkür ederim.

(Kaynak: youtube.com)

Gitarist Günleri Selam
Bir karar aldım. Her haftanın bir günü ön plana çıkmamış ama tamamen kalite kokan gitaristleri ve gruplarını dilim döndüğünce anlatayım dedim. Umarım ilgilenenler için bilmedikleri paylaşımlar yapabilirim de kendimi iyi hissederim. Hatta kendi bildiklerinizi benimle ‘ask me anything’ sekmesi altında paylaşırsanız, burada yer verebilirim. Hem benim de müzisyen belleğime güzel isimler kaydolmuş olur.
Bu işe de gerçekten hayran kaldığım bir isimle başlıyorum: ‘Alvin Lee’Alvin Lee 44 doğumlu İngiliz gitar virtüözü. Asıl mesleği ise uçak mühendisliği. Woodstock’ta çalma şerefine hakkıyla erişmiş biri aynı zamanda. İlk grubu Jaybirdsle istediği başarıya erişemeyince dağılıp, ‘Ten Years After’ grubunu kurmuş. Grubun adı rock’n roll un doğuşundan 10 yıl sonra kurulduğu için böyle. Eserleri blues-rock ağırlıklı. Ten years after’da yaptığı şarkılar ise birbirinden enfes. Türkçem yetmiyor ve “om mani padme hum” demekle yetiniyorum. Efsaneye göre Hendrix, Woodstock’ta Alvin Lee’yi göstererek “Bu adamın yerinde olmayı isterdim” demiş. Doğruluk payını bilemem lakin, dediyse de doğru demiş.George Harrison, Steve Winwood, Ron Wood ve Mick Fleetwood gibi isimlerle çalışmaları olmuş, tabi daha niceleriyle. Kendisi sonuna kadar özgürlük savunucusu, hümanist bir insan. Kırmızı gibson es 335 gitarıyla meşhurdur kendisi ve gitarının üzerinde barış işareti olmuştur her zaman. 
11 grup albüm, 14 solo albüm çıkarıp önümüze harika parçalar koymuştur. Yeni başlayanlar için ‘Ten Years Afterlı Alvin’ listemi koymak isterim. Kimseyi korkutmak istemediğim için, en bilinen parçalarını koyuyorum buraya.
Eğer ki ‘ten years after’ kafasına girebilirseniz,”ARAMIZA HOŞGELDİNİZ”. Zaten detaylı şarkılara ben yönlendirmeden siz giriyor olacaksınız. Ve bi yerden sonra birine öneri yapmak istediğinizde, “şimdi şunu diyim ama ya bu nolcak, e bi de şu parçası da harikaydı” diye bi girdapta bulacaksınız kendinizi. Benim şu an bulduğum gibi..  Neyse ben size ‘TEN YEARS AFTER 101’ dersi gibi bi kaç önerimi vereyim de, ak koyun kara koyun çıksın ortaya. Sonra bakarsın oturmuş efsane bi muhabbet yapıyoruz. Çünkü malesef şöyle bi gerçek var ki, gerektiği ilgiyi görememiş bi grup ten years after.
Neyse çok uzattım. Buyrun .
i’m coming on (en bilinenler içinde benim favorim)http://www.youtube.com/watch?v=cwQp9CEGplEi’d love to change the world( en bilinen parçasıdır, aynı zamanda sözleri çok hoştur.)http://www.youtube.com/watch?v=RBAwv49slC8i’m going home (açın ve coşun)http://www.youtube.com/watch?v=bW5M5xljdCIhear me callinghttp://www.youtube.com/watch?v=RfOG0yN9GHYi can’t keep from cryin’ sometimes (bu 20 dk.yı  şiddetle tavsiye ederim)http://www.youtube.com/watch?v=nk9_-3CT1f8#!one of these dayshttp://www.youtube.com/watch?v=Ltu1tzKKJlowoman troublehttp://www.youtube.com/watch?v=-_aKjHowJ-s i woke up this morninghttp://www.youtube.com/watch?v=efl5kPU9-is#!Daha çok koymak istiyordum ama durmam lazımdı. Oldu da bir ‘ten years after’ hayranı oldunuz, hemen gitmeyin oturun sohbetleşelim. Birlik olalım, birlikte dinleyelim, tya günleri yapalım. Birbirimizi sevelim.
Bir sonraki gitarist gününde görüşmek üzere.

Gitarist Günleri


Selam

Bir karar aldım. Her haftanın bir günü ön plana çıkmamış ama tamamen kalite kokan gitaristleri ve gruplarını dilim döndüğünce anlatayım dedim. Umarım ilgilenenler için bilmedikleri paylaşımlar yapabilirim de kendimi iyi hissederim. Hatta kendi bildiklerinizi benimle ‘ask me anything’ sekmesi altında paylaşırsanız, burada yer verebilirim. Hem benim de müzisyen belleğime güzel isimler kaydolmuş olur.

Bu işe de gerçekten hayran kaldığım bir isimle başlıyorum: ‘Alvin Lee’

Alvin Lee 44 doğumlu İngiliz gitar virtüözü. Asıl mesleği ise uçak mühendisliği. Woodstock’ta çalma şerefine hakkıyla erişmiş biri aynı zamanda. İlk grubu Jaybirdsle istediği başarıya erişemeyince dağılıp, ‘Ten Years After’ grubunu kurmuş. Grubun adı rock’n roll un doğuşundan 10 yıl sonra kurulduğu için böyle. Eserleri blues-rock ağırlıklı. Ten years after’da yaptığı şarkılar ise birbirinden enfes. Türkçem yetmiyor ve “om mani padme hum” demekle yetiniyorum. Efsaneye göre Hendrix, Woodstock’ta Alvin Lee’yi göstererek “Bu adamın yerinde olmayı isterdim” demiş. Doğruluk payını bilemem lakin, dediyse de doğru demiş.

George Harrison, Steve Winwood, Ron Wood ve Mick Fleetwood gibi isimlerle çalışmaları olmuş, tabi daha niceleriyle. Kendisi sonuna kadar özgürlük savunucusu, hümanist bir insan. Kırmızı gibson es 335 gitarıyla meşhurdur kendisi ve gitarının üzerinde barış işareti olmuştur her zaman. 

11 grup albüm, 14 solo albüm çıkarıp önümüze harika parçalar koymuştur. Yeni başlayanlar için ‘Ten Years Afterlı Alvin’ listemi koymak isterim. Kimseyi korkutmak istemediğim için, en bilinen parçalarını koyuyorum buraya.

Eğer ki ‘ten years after’ kafasına girebilirseniz,”ARAMIZA HOŞGELDİNİZ”. Zaten detaylı şarkılara ben yönlendirmeden siz giriyor olacaksınız. Ve bi yerden sonra birine öneri yapmak istediğinizde, “şimdi şunu diyim ama ya bu nolcak, e bi de şu parçası da harikaydı” diye bi girdapta bulacaksınız kendinizi. Benim şu an bulduğum gibi..  Neyse ben size ‘TEN YEARS AFTER 101’ dersi gibi bi kaç önerimi vereyim de, ak koyun kara koyun çıksın ortaya. Sonra bakarsın oturmuş efsane bi muhabbet yapıyoruz. Çünkü malesef şöyle bi gerçek var ki, gerektiği ilgiyi görememiş bi grup ten years after.

Neyse çok uzattım. Buyrun .

i’m coming on (en bilinenler içinde benim favorim)
http://www.youtube.com/watch?v=cwQp9CEGplE

i’d love to change the world( en bilinen parçasıdır, aynı zamanda sözleri çok hoştur.)
http://www.youtube.com/watch?v=RBAwv49slC8

i’m going home (açın ve coşun)
http://www.youtube.com/watch?v=bW5M5xljdCI

hear me calling
http://www.youtube.com/watch?v=RfOG0yN9GHY

i can’t keep from cryin’ sometimes (bu 20 dk.yı  şiddetle tavsiye ederim)
http://www.youtube.com/watch?v=nk9_-3CT1f8#!

one of these days
http://www.youtube.com/watch?v=Ltu1tzKKJlo

woman trouble
http://www.youtube.com/watch?v=-_aKjHowJ-s
 
i woke up this morning
http://www.youtube.com/watch?v=efl5kPU9-is#!

Daha çok koymak istiyordum ama durmam lazımdı. Oldu da bir ‘ten years after’ hayranı oldunuz, hemen gitmeyin oturun sohbetleşelim. Birlik olalım, birlikte dinleyelim, tya günleri yapalım. Birbirimizi sevelim.

Bir sonraki gitarist gününde görüşmek üzere.

ironisiz modernizm

ironisiz modernizm